Home Tematik Raporlar Kuzeydoğu Suriye: Akıbeti bilinmeyen “Barış Pınarı” hareketi sonucunda 120’den fazla kayıp

Kuzeydoğu Suriye: Akıbeti bilinmeyen “Barış Pınarı” hareketi sonucunda 120’den fazla kayıp


Mağdurlar "Synergy-Tazur" Derneği ile Hakikat ve Adalet için Suriyeliler arasında hazırlanan ortak bir rapor, Türk askeri operasyonu sırasında ve sonrasında, kayıp şahıslar konusunun ihmali ve yokluğunu gözler önüne seriyor. Aileler sevdiklerinin akıbetinin açıklanmasını istiyor

by z.ujayli
44 views Download as PDF This post is also available in: İngilizce, Arapça Font Size A A A

Yönetici Özeti:

“Barış Pınarı” olarak adlandırılan Türk harekâtına verilen ismin aksine, 9 Ekim 2019 yılında kuzeydoğu Suriye’ye Türk saldırısı, Ras Al-Ain/Serekaniye ve Tel Abyad arasındaki bölgede yaşayanlara yalnızca daha fazla sıkıntı getirdi. 2012 yılı sonunda silahlı grupların başlattığı benzer saldırılardan o tarihten önce yıllarca zarar görmüş olanlar, bu tarihi takip eden yıllarda IŞİD olarak bilinen “İslam Devleti” tarafından tamamlandı.

Kuzeydoğu Suriye’deki Mağdurlar “Synergy-Tazur” Derneği ve Hakikat ve Adalet için Suriyeliler, Uluslararası Kayıp Şahıslar Komisyonu’nun desteğiyle, Türk askeri saldırısı sırasında ve sonrasında bölgeden etnik ve dini kimliklerine bakılmaksızın en az 120 yerli insanın ortadan kaybolduğunu belgeledi. Ocak 2022’de bu raporun yazıldığı sırada insanların akıbetinin hala bilinmediği tespit ettiler.

Bu kayıplar “Barış Pınarı” olarak adlandırılan Türk askeri operasyonunun hemen ardından daha çok Tel Abyad ve Ras Al-Ain/Serekaniye bölgelerinde ve çevre köylerde meydana geldi. Bu raporun amacı doğrultusunda toplanan ve belgelenen istatistiklere göre, kayıp kişilerin çoğunluğunun yetişkin erkekler ve sivil nüfustan oldukları tespit edildi (ailelerinin ifadelerine göre herhangi bir çatışmaya katılmayanlar).

Öte yandan, bazı aileler Halk Koruma Birlikleri (YPG), Kadın Koruma Birlikleri (YPJ) ve Suriye Demokratik Güçleri saflarında yer alan savaşçılara ek olarak Sivil Özyönetim Kurumlarında çalışan kişilerinde kayıp olduğunu bildirdi.

İki ortak dernek tarafından elde edilen bilgilere göre, bu askeri operasyon sonucunda kaybolanların çoğunun aileleri, sevdiklerinin Türkiye sınırları içindeki hapishanelerde veya Suriye içindeki Suriye Ulusal Ordusu/Muhalefet gurupların yanında olabildikleri inanıyorlar. Yalnızca bir aile, Suriye Demokratik Güçlerini Suriye’nin kuzeydoğusundaki “Barış Pınarı” harekâtı sırasında ve sonrasında oğullarını tutuklatıp saklamakla suçladı.

Uluslararası Kızıl Haç Komitesi (ICRC) kayıp kişileri şu şekilde tanımlar: “Uluslararası veya uluslararası olmayan silahlı çatışmalar, iç şiddet, iç karışıklıklar veya başka herhangi bir nedenle aileleriyle bağlantısı kesilen veya güvenilir bilgilere dayanarak kayıp olduğu bildirilen bireyler”. Suriye Kişisel Statüsü Yasası’nın (202’den 206’ya kadar) olan maddeleri, kayıp vakalarını ele almaya çalışırken şunları söyledi:

-Kayıp: yaşamı veya ölümü meçhul veya hayatta olup da yeri belli olmayan kişilerdir (Madde 202).

-Kayıp kişi olarak kabul edilir: bir yıldan fazla bir süre mücbir sebeplerle yerine dönmesine veya kendi başına veya temsilcisi tarafından işlerini yürütmesine engel olunan ve bu nedenle menfaati veya başkalarının menfaatleri durdurulan kişidir (Madde 203).

Herhangi bir yasal koruma ve varsa belirsiz prosedürler olmadan kuzeydoğu Suriye’deki kayıp kişilerin aileleri, kayıp sevdikleri hakkında bilgi edinmede büyük engellerle karşılaştı. Kayıp kişilerin ailelerinin asıl ikamet yerlerinden göç etmeleri, ailelerin oğullarının ve kızlarının akıbetini bilmemelerinde önemli bir etken olurken, onlarca kişiden bilgi aldıktan sonra Türk hükümetinin cezaevlerine boşuna ulaşmaya çalıştı. Urfa vilayetinde onlarca tutuklunun “Hilwan” cezaevine nakledildiği bildirildi.

Kayıp kişilerin aileleri, kayıp kişilerin izini ve kimliği tespit etmekte en önemli aktörler arasında yer alıyor. Bazen zorla kaybetme suçuna varan çocuklarının kaybolması suçunun mağduru olarak, haklarına ve kayıp kişilerinin aranmasına katılımına öncelik verilmelidir.

Kayıpların ailelerine yeterli koruma sağlanmadı ve bu ailelerin, “Barış Pınarı” Harekâtı’ndaki kayıplarla ilgili belgeleme süreçlerine, kayıp kişilerin nerede olduğunu veya kimliklerini belirlemek için katılmaları sağlanmadı, aksine tamamen dışlanmış görünüyorlar. Buna göre, belgeleme sürecine katılımı özel bir nitelik taşıdı ve bireysel çabalar şeklini aldı.

Kuzeydoğu Suriye’de kaybedilenlerin çoğunun kaybolmasının koşulları hala tam olarak bilinmiyor.  Bunun nedeni, sorgulama ve araştırma sürecinin doğasında var olan güvenlik endişeleri, belgeleme sürecinin önemi konusunda yeterli farkındalığın olmaması, bölgeyi kontrol eden siyasi ve askeri grupların değişmesi ve aslında bitmeyen askeri çatışmalar. Bu, elbette kuzeydoğu Suriye bölgelerinde yüzlerce, belki de binlerce kişinin izinin kaybolmasına neden oluyor, özellikle İslam Devleti’nin kontrolü dışındaki ve şu anda Türk kontrolü altındaki bölgeler, Özerk Yönetim ve Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgeleri ihmal etmeden.

Suriye hükümeti ve IŞİD de dâhil olmak üzere bir zamanlar bölgeyi kontrol eden ana aktörler, kuzeydoğu Suriye’deki binlerce büyük kayıptan sorumlu olsa da. Ancak, 2019 yılında ve takip eden yıllarda Suriye’nin kuzeydoğusuna, Türkiye’nin desteklediği silahlı Suriyeli muhalif grupların elindeki Türk “Barış Pınarı” harekâtı sonucunda yüzlerce kişi öldü veya kayboldu. Özerk Yönetime bağlı güvenlik birimlerinin kuruluşundan bu yana diğer davaların arkasında olduğu da belgelendi.

Türkiye’nin “Barış Pınarı” harekâtı sonucunda kayıp ailelerinin çoğu kendi başlarının çaresine bakmak zorunda kaldı. Bu aileler, sevdiklerinin nerede olduğunu belirlemekten sorumlu ana aktör rolünü oynadılar. Bu, özellikle istikrarsız güvenlik ve ekonomik koşullar ve Corona pandemisinin yayılmasına eşlik eden kapanmalar ışığında günlük acılarını artırdı.

Ve Türkiye’nin Suriye’nin kuzeydoğusundaki “Barış Pınarı” harekâtı sonucunda kayıplar meselesinin aktörlerin yokluğu ve ihmali ışığında, birçok aile kayıp sevdikleri hakkında bilgi almak için yorulmadan çalıştı, ancak pek başarılı olmadı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch) tarafından 3 Şubat 2021 yılında yayınlanan bir raporda, Türkiye ve “Suriye Ulusal Ordusu’nun” yasadışı bir şekilde 63 Suriye vatandaşını ömür boyu hapse atabilecek ciddi suçlamalarla yargılamak üzere tutuklandığını ve Suriye’den Türkiye’ye nakledildiğini doğruladı. “Watch” tarafından elde edilen belgeler, tutukluların Suriye’de tutuklanarak Türkiye’ye nakledildiğini gösterdi. Buda Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’de işgalci bir güç olarak Dördüncü Cenevre Sözleşmesi kapsamındaki yükümlülüklerini ihlal ediyor. Rapor:

“Türkiye, Suriye’nin kuzeydoğusunun Ekim 2019 yılında işgal ettiği bölgeleri için işgalci bir güçtür ve Şam’daki Suriye hükümetinin onayı olmadan bölgede etkili kontrol uyguluyor. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 49.Maddesi “Korunan kişilerin, işgal altındaki topraklardan işgalci gücün topraklarına… Her ne olursa olsun, münferit veya toplu olarak zorla nakledilmeleri ve sınır dışı edilmelerinin yasaklanması” der. Yasak, zorla nakledilen veya sınır dışı edilen kişilerin sivil ve savaşçı olup olmadığına bakılmaksızın uygulanır”.

Raporda, Türk kuvvetlerinin ve Suriye Ulusal Ordusunun insan hakları yasalarına ve uluslararası insancıl hukuka uymakla yükümlü olduğu belirtildi, tutuklulara insanca muamele etmek ve tüm haklarının güvence altına alınmasını sağlamakta dâhil. Oysa uluslararası hukuk keyfi tutuklamayı yasaklar ve yetkililerin tüm tutuklamaları uygun şekilde kaydetmesini ve talep eden herhangi bir kişinin durumu ve nerede olduğu hakkında bilgi vermesini gerektirdiğinden, tutukluların aileleriyle iletişime geçmelerine izin verilmelidir.

Rapor Metodolojisi:

Mağdurlar için “Synergy-Tazur” ve “Hakikat ve Adalet için Suriyeliler” derneği, kayıp meselesinin ihmal ve yokluğunu izlemek için ortak bir çalışmanın, parçası olan Barış Pınarı Harekatı ve kuzeydoğu Suriye’deki Türk askeri operasyonu sırasında veya sonrasında kaybolan kişilerin ailelerinden Bilgi ve ifadeler toplandıktan sonra kayıp ailelerinin sevdiklerini talep etme kapasitelerini güçlendirmeye yönelik bir savunuculuk kampanyası olarak bu kısa raporu sunar.

Bu raporun amacı doğrultusunda, “Tazur” ve “Suriyeliler” saha araştırmacıları, 8 sivil ve Suriye Demokratik Güçleri saflarında yer alan 4 savaşçı olmak üzere kayıp (12) kişinin aileleriyle temasa geçti. (5) aile, Kayıp çocukları hakkında bilgi vermeyi kabul etti. Görüşmeler Kasım 2021 ortası ile Aralık 2021 arasında gerçekleşti. Görüşmelerin bir kısmı online, bir kısmı yüz yüze yapılmış ve elde edilen ifadelerin bir kısmı, kaynakları kendi isteklerine göre korumak için bazı isimlerin ve detayların gizlendiği dikkate alınarak dahil edildi.

İki dernek, raporlar ve haber makaleleri de dâhil olmak üzere kamuya açık materyallere de güveniyordu. Açık kaynaklardan alınan materyallerde bazı farklılıklar olduğundan, doğrudan kaynaklardan alınan tüm bilgiler doğrulanmıştır.

Sorumluluk reddi:

-Bu video Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyon’un (ICMP) mali desteğiyle yapılmıştır.

-Bu makale “Tazur” ve “Hakikat ve Adalet için Suriyelilerin” görüşlerini ifade etmektedir, Uluslararası Kayıp Kişiler Komisyon’un (ICMP), bağışçılarına veya üye devletleri ile ilişkili değildir.

Related Publications

Leave a Comment

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More