Home Editör'ün seçtikleri Suriye: Ras Al-Ain/Serekaniye: “Sultan Murat” ve “Al-Mutasım” sanayi bölgesini yağıyorlar

Suriye: Ras Al-Ain/Serekaniye: “Sultan Murat” ve “Al-Mutasım” sanayi bölgesini yağıyorlar


Bu ortak rapor "Bell-Sivil Dalgalar", "Hevdesti (Tazur) Derneği" ve Hakikat ve Adalet için Suriyeliler arasında, Türkiye'nin "Barış Pınarı" harekâtının ardından Ras Al-Ain/Serekaniye bölgesinde büyük çaplı yağmalama ve mülk yağmalamalarına Türkiye tarafından desteklenen ve Suriye Ulusal Ordusu/Muhalefetine bağlı fraksiyonların katılımını izliyor

by z.ujayli
15 views This post is also available in: İngilizce, Arapça Font Size A A A

Yönetici Özet:

Türkiye’nin 9 Ekim 2020 yılında başlayan “Barış Pınarı” harekâtı sırasında Ras Al-Ain/Serekaniye ile Tıl Abyad arasındaki bölgenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, Suriye Ulusal Ordusu’na (Suriye muhalefet koalisyonu) bağlı askeri gruplar hem kamu hem de özel mülkiyeti etkileyen kapsamlı yağma ve mülk yağma operasyonları gerçekleştirdi. Ras Al-Ain/serekaniye, 220’den fazla mağaza ve endüstriyel atölye içeren sanayi bölgesinde yer alan mağaza, atölye ve depoların içerikleri dâhil ve mülkün asıl sahipleri yağmalanan malzemelerin değeri milyonlarca dolar ettiği tahmin ettiler.

Sanayi bölgesinden yağmalanan ve çalınan malzemelerin çok küçük bir kısmı Suriye Ulusal Ordusu grupları tarafından asıl sahiplerine yeniden satıldı. Türkiye’nin desteklediği silahlı gruplar çalınan malları satıp bir kısmını da erittiler ve yerel Suriyeli ve Türk tüccarların (Türkiye’den geldiler) yararına ticaretini yaptılar.

Esas olarak “Sultan Murat/Fahim İsa önderliğindeki” fraksiyonu sanayi bölgesindeki dükkânları ele geçirdi ardından fraksiyon üyeleri yağmaladı, çaldı veya tüm içeriğine el koydu. Diğer tanıklıklar, “Mutasım Abbas komutanlığındaki Al-Mutasım Tümeni’nin” bu yağma ve hırsızlık operasyonlarına ancak daha az bir ölçüde karıştığını doğruladı. Tüm bu operasyonlar bölgede yoğun olarak bulunan Türk Ordusu tarafından bu ihlallerin önüne geçmek hiçbir adım atılmadan gerçekleştirildi.

Ayrıca Tıl Abyad şehri ile Ras Al-Ain/Serekaniye arasındaki bölgede bulunan diğer gruplar da (Sukur Al-Şamal Tugayı – Ahrar Al-Şarkiye grubu) “bakır” çıkarmak için kamu mallarını yağmaladılar. Buda elektrik ve sulama şebekelerinin sabote edilmesine ve birçok bina ve arazisinin zara görmesine neden oldu.

Bu rapor üzerinde, çalışan üç ortaktan (Bell-Sivil Dalgalar, Hakikat ve Adalet için Suriyeliler ve Hevdesti (Tazur) Derneği/kuzeydoğu Suriye’deki Türk askeri işgalinin mağdurları için olan) saha araştırmacıları tarafından toplanan tanıklıklara göre. Suriye Geçici Hükümeti’ne (Suriye Muhalefet Koalisyonu) bağlı Ras Al-Ain yerel meclisi, yağmalanan madenlerin kolaylaştırma sürecinde para karşılığında yağmalanmasını ve satılmasını karıştığını ortaya koyuyor.

Ayrıca Hakikat ve Adalet için Suriyelilerin “demir satış” operasyonlarını yakından tanıyan yerel bir kaynak, “Barış Pınarı” bölgesindeki bu satış operasyonlarının Türk tüccarları ila Sultan Murat ve Al-Hamza tümenlerin arasında, Şanlıurfa Valisi’nin bilgisi ve onun koordinasyonunda gerçekleştiğini ortaya koydu. Ve bu ithalat süreci, Türk yerel ürünleriyle rekabetten kaçınmak için makamları tarafından engelleniyor. Suriye’den çalınan hammaddeler, Türkiye pazarındaki normal fiyatın altında bir fiyata geldiği içinde.

“Suriyeliler” yağmalanan malzemelerin bir kısmını “4.Tümen” aracığıyla Suriye Hükümetine ve Şam’dan gelen diğer tüccarlar tarafından Ahrar Al-Şarkiye ve Al-Şarkiye Ordusu ila koordineli olarak satıldığını öğrendi. Yağmalanan malzemeler Barış Pınarı Harekâtı’ndan yaklaşık üç ay sonra “Tuffaha sınır kapısından” “Hamşo” fabrikalarına doğru yola çıktı.

Bu rapordaki üç ortağın bulguları Uluslararası Bağımsız Suriye Soruşturma Komisyonu’nun 14 Ağustos 2020 yılında yayınlanan raporunda (A/HRC/45/31) bulgularını pekiştiriyor. Buda Ras Al-Ain/Serekaniye bölgesinde düzenli ve yaygın olarak yağma ve mülk el konulmasının varlığını doğruladı.

Bu raporda açıklanan eylemler bir dizi savaş yasasını ihlal ediyor. Ek olarak Amerika Birleşik Devletleri ile Türkiye arasında, Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’yi işgal etmensin ardından ateşkese konusunda imzalanan “Tarihi anlaşmanın” bazı hükümleri. Dini ve etnik toplulukların korunmasını sağlayan 4.madde dâhil. Ve Türkiye sivillere ve zarar vermemeye ve tüm nüfus merkezlerinde yaşayanların güvenlik ve esenliğini sağlamayı taahhüt etti (7.madde).

Bu raporda yer alan ifadeler, Türkiye’nin Amerika Birleşik Devletleri ile imzaladığı anlaşmada imzaladığı taahhütlere uyumadığını mahal bırakmayacak şekilde teyit etmektedir. Bunun yerine, göz devirdi ve bazen savaş suçu ve belki de insanlığa karşı suç teşkil edebilecek eylemlerde bulundu.

Üç ortak, Amerika Birleşik Devletleri’nden 2021 Temmuz ayı boyunca Suriyeli muhalif “Ahrar Al-Şarkiye” grubuna uyguladığı cezaların kapsamını genişletmesini talep ediyor ve bu iki birimi (Sultan Murat fraksiyonu ve Al-Mutasım tümeni) ve onların askeri komutanlarını ek olarak Ras Al-Ain yerel konseyine, Ras Al-Ain/serekaniye bölgesindeki yaygın yağmalama ve sivil mülkün soygununa (özellikle Suriyeli Kürtlerin) karışmaları nedeniyle dâhil etmek.

Suriye Adalet ve Hesap Verebilirlik Merkezi, Türkiye tarafından desteklenen silahlı fraksiyon “Ahrar Al-Şarkiye”ye ABD yaptırımlarının uygulamasının kuzey Suriye’deki insan haklarını korumada ileriye doğru bir adım olduğunu düşündü. Yaptırımların, Suriye Ulusal Ordusu’nun Sultan Süleyman Şah Tugayı gibi fraksiyonları dâhil olmak üzere, bölgede ceza almadan ihlal yapan diğer silahlı grupları da kapsayacak şekilde genişletilmesi çağrısında bulundu. Bu yaptırımlar, Türkiye’nin kuzeybatı Suriye’deki işgalini normalleştirme girişimlerine direnmek için diplomatik baskıyla birleştirilmelidir.

 Hukuki Analiz:

1907 tarihli Lahay Sözleşmesinin kara savaş kanun ve örflerine ilişkin yönetmeliğin 42.Maddesine dayanılarak, Türkiye’nin Suriye’deki varlığı ve Barış Pınarı Harekâtı’ndan sonra Suriye topraklarının bazı kısımlarını doğrudan veya üyeleri aracığıyla kapsamlı bir şekilde kontrol etmesi bir işgal olarak kabul ediliyor. 1949 tarihli dört Cenevre Sözleşmesinin ortak 2.Maddesinde açıkça belirtildiği gibi, böyle bir durum Uluslararası silahlı çatışmalar için uluslararası insancıl hukuk tarafından yönetilir. Buna göre, bu raporda atıftan bulunulan ve işgal altındaki bu topraklarda sivillere ve mülklerine karşı işlenen ihlaller, uluslararası insancıl hukukuna açık ihlaller ve çoğu durumda, aynı zamanda savaş suçları olan Cenevre Sözleşmelerinin ağır ihlalleri oluşturuyor.

Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 49.Maddesi, işgalci gücü işgal altındaki topraklardaki sivillerin güvenliğinden ve emniyetinden sorumlu olmaya mecbur kılıyor. Buna ek olarak, bu Sözleşmenin 147.Maddesi “geniş çapta askeri gerekliliklerle gerekçelendirilmeyen mülkün yasadışı olarak yok edilmesi ve el konulması” işlemlerinin tümünün Cenevre Sözleşmelerinin ciddi ihlalleri olduğunu kabul eder. Ve ek olarak, devletin sorumluluğuna, aynı anlaşmanın 146.Maddesine göre suçu işleyen kişi ve komutanlar için de cezai hesap verebilirlik gerektirir.

Yukarıdakilere ek olarak, Türkiye’nin yasal olarak tüm uluslararası sözleşme ve geleneksel yükümlülüklerine uymakla yükümlü olduğunu belirtmek gerekir. Sadece silahlı çatışmalarla ilgili olanlar değil, aynı zamanda tüm uluslararası insan hakları hukuku anlaşmaları, silahlı çatışma durumlarında ve sınırlarının dışında bile geçerli ve uygulanabilir olanlar. Özellikle, açıkça kendi yetkisi altında olan sivillere veya mülklerine yönelik muamele ile ilgili işgal durumlarında.

Dolayısıyla söz konusu tüm ihlal ve suçlardan doğrudan Türk devleti sorumludur. Ve işgal ettiği topraklarda sivillere, korunan kişilere ve onların mallarına karşı işlenen bu uygulamalara ve suçlara son vermelidir. İşgalci bir güç ve bir yüksek sözleşmeci taraf olarak Türk devleti, Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’nin 146.Maddesine göre, “bu tür ağır ihlalleri işlemekle veya emretmekle suçlananları, uyruğu ne olursa olsun, mahkeme önüne çıkarmakla” takip etmek zorunda. Ayrıca işgal ettiği topraklarda sivilleri ve mülklerini koruma konusunda tüm sorumluluklarını üstlenmelidir.

Rapor Metodolojisi:

Bu rapor “Bell-Sivil Dalgalar”, “Hakikat ve Adalet için Suriyeliler” ve “Tazur Derneği” kuzeydoğu Suriye’deki Türk askeri işgalinin mağdurları için olan tarafından ortaklaşa hazırlanmıştır.

Ortak raporunda, Ocak-Eylül 2021 döneminde, Suriye Ulusal Ordusu, Sivil Polis ve yerel aktivistlere ek olarak tanıklardan kazalara ve mülklerine el konan ve yağmalanan kişilere kadar, üç ortak tarafından elde edilen 24 ifadeye ve doğrudan bir görüşmeye dayandı. Ayrıca “Suriyeliler” ve “Hevdesti (Tazur)” saha araştırmacıları tarafından toplanan ve doğrulanan diğer bilgiler ve ek olarak Ras Al-Ain/Serekaniye’deki mülkiyet hakkı ihlallerinin belgelenmesi için yürütülen bir proje kapsamında Bell Derneği’nin elde ettiği ifadeler dâhil.

Üç derneğin başka bir tanık gurubu ve kaynaklarla elde edilen bilgileri kesintiye uğrattı (sözleri doğrudan alıntılanmadı, ancak amaç onlarla bilgiyi kesmek ve doğrulamaktı). “Suriyelilerle” saha araştırmacısı, Ulusal Ordu’nun Ras Al-Ain kırsalındaki bir onarım atölyesini devralması olayını, bir komutan tarafından atölyenin yağmalanmasına itiraz ettiği için tutuklayan bir adamla iletişim kurarak takip etti.

Toplamda, bu raporun amacı doğrultusunda, 24 kişinin ifadeleri listelenmiş ve alıntılanmış olan 34’ten fazla kişiyle görüşülmüştür.

Bu yağma operasyonlarını gerçekleştiren “Muhalefet”ler olan Suriye Ulusal Ordusu’na bağlı fraksiyonlar, Ras Al-Ain bölgesindeki etki alanlarını şu şekilde paylaşıyorlar: Ras Al-Ain şehri ve doğu ve güney kırsalı: İkinci Kolordu’nun fraksiyonları tarafından kontrol ediliyor, onlarda “Sultan Murat, Al-Hamza, Sukur Al-Şamal, İslam Ordusu ve Al-Mutasım” Tümenleri. Batı kırsalı: burada İlk Kolordu’nun fraksiyonları, başında işlediği suçlar ve ihlaller nedeniyle yaptırım listesine alınan “Ahrar Al-Şarkiye grubu” fraksiyonu yer alınan yayılıyor.

Ras Al-Ain/Serekaniye bölgesindeki silahlı Suriyeli muhalif grupların kontrol alanlarının dağılımını gösteren bir harita.

 

Related Publications

Leave a Comment

This website uses cookies to improve your experience. We'll assume you're ok with this, but you can opt-out if you wish. Accept Read More